Zamanın ve Suyun Tanığı Değirmen Sokağı’nın Sessiz Bekçisi
Karadeniz’in hırçın dalgalarıyla yeşilin her tonunun kucaklaştığı İnebolu’da, adını geçmişin en işlek zanaatinden alan Değirmen Sokağı, bugün hüzünlü ama vakur bir mirasa ev sahipliği yapıyor.
Un Kokulu Yıllardan Sessizliğe
Bu taş duvarlar, sadece birer harabe değil, bir dönemin canlı şahididir. 1970’li yıllara kadar çarkları hiç durmadan dönen, taşları arasında buğdayın berekete dönüştüğü bu değirmen, bölge halkının en uğrak noktalarından biriydi. Kapısından içeri giren tahıl çuvalları, dönen çarkların sesi ve suyun gücü, o yılların İnebolu’sunun günlük ritmini oluşturuyordu.
Ancak teknolojiye ve zamana yenik düşen değirmen, 70’lerden sonra sessizliğe büründü. Çatısı gökyüzüne karıştı, ahşap aksamı toprağa döndü; geriye ise o günlerin anısını sırtlayan bu güçlü taş duvarlar kaldı.
Neden Görmelisiniz?
Değirmen Sokağı’ndaki bu kalıntı, İnebolu’nun “İstiklal Madalyalı” kahramanlık hikayelerinin yanına, günlük yaşamın ve emeğin hikayesini de ekler. Tarih meraklıları İçin sadece bir yapı değil, endüstriyel mirasın kentteki son temsilcilerinden biri olarak düşündürücüdür.
İnebolu’yu gezerken aşı boyalı evlerin hüzünlü büyüsüne kapılıp Değirmen Sokağı’nı es geçmeyin. Bu taş duvarların önünde bir an durun ve yıllar öncesinin su sesini, un kokusunu ve insan seslerini hayal edin.